Fransa Fuarına Giderken Lastik Patladı: Prosedür Takıntılı Ozan Bey’i Zaman Kaybettirmeden Nasıl İkna Edersin?
Bazı müdürler için sorun lastik değildir; sorun, prosedürün dışına çıkınca doğacak belirsizliktir. Bu senaryoda kilit hamle, Ozan Bey’in “garanti” ihtiyacını kırmadan süreyi kurtarmaktı. Doğru cümleler, doğru sırayla gelince herkes aynı kapıdan geçti.

[ Giriş ]
Giriş:
Fuar sabahı, Fransa yolları, kiralık araç… ve o tanıdık “pof” sesi. Senin zihnin saniyeleri sayarken Ozan Bey’in zihni tek bir şeye kilitleniyor: “Prosedür ne diyorsa o.” Çünkü onun dünyasında hız, ancak güvenceyle birlikte anlamlı.
Ozan Bey gibi garantici yöneticiler, beklenmedik anlarda inisiyatif almaktan çekinir; özellikle yurt dışında bu çekingenlik iki katına çıkar. Dil, hukuk, sigorta, şirket içi denetim… Hepsi aynı anda omzuna biner. Senin görevin burada “prosedürü çiğnetmek” değil; prosedürü bozmadan zamanı geri almak.
Bu senaryonun güzelliği şurada: İkna, “hadi yapalım” gazıyla değil, Ozan Bey’in statüsünü ve güvenlik ihtiyacını koruyarak geliyor. Yani onu köşeye sıkıştırmıyorsun; ona, kontrol hissini geri veriyorsun.
[ İşe yarayanlar ]
Neler işe yaradı?:
Kazananların ortak özü şuydu: Ozan Bey’in prosedür ihtiyacını onay, kayıt ve risk azaltma diliyle besleyip aynı anda paralel bir hızlı çözüm açtılar.
1) “Prosedürü başlatıp paralel ilerleyelim” yaklaşımı:
- Yol yardımına bildirim yapıp kayıt numarası almak.
- Kiralama şirketine konum atıp yönlendirme istemek.
- “Prosedür işliyor, biz sadece zamanı öldürmüyoruz” çerçevesi kurmak.
Ozan Bey’in sevdiği şey beklemek değil; “kayıt altına alınmış doğru adım” atmak. Bu yüzden en etkili hamle, yol yardımını arayıp süreci başlatırken taksi/ikame araç gibi ikinci hattı aynı anda yürütmek oldu.
2) “Üst onay ve yazılı güvence” ile garantiyi tamamlamak:
- Şirket içi istisna maddesi bulmak ve dayanak göstermek.
- Yazılı onayı iletip “sorumluluk alanı”nı netleştirmek.
- Masrafı “küçük tutar” diye küçümsemeden, “hedef riski”yle kıyaslamak.
Prosedür takıntısı çoğu zaman kişisel bir korku değil, sonradan hesap verme stresidir. Bazı oyuncular bunu doğrudan çözdü: yazılı onay, e-posta, sigorta kapsamı… Ozan Bey’in zihnindeki ‘denetlenebilirlik’ boşluğunu kapattılar.
3) “Rol bölüşümü: biri prosedürde kalsın, biri fuara gitsin” taktiği:
- Araç başında kalacak kişiyi net atamak.
- Fuara geçecek ekibin görevini (ilk görüşmeler, stand açılışı) netleştirmek.
- Sonradan raporlama sözü verip belirsizliği azaltmak.
Ozan Bey’in en büyük gerilimi, hem fuarı kaçırmak hem de prosedürü aksatmak ikilemi. Rol bölüşümü bu ikilemi çözüyor: Prosedür de yürüyor, fuar da yanmıyor. Üstelik Ozan Bey’e “kontrol” hissi veriyor.
[ Başarısız olanlar ]
Neler başarısız oldu?:
Başarısızlık pek görünmese de, bazı hamleler bu müdür tipinde ters tepebilecek riskler taşıyordu: prosedürü küçümsemek, kontrolünü almak, güvenliği belirsizleştirmek.
1) “Boş verin, lastiği kendimiz değiştiririz” dayatması:
- Güvenlik ekipmanı, yol kenarı riski, sigorta kapsamı belirsizliği.
- Yetkisiz müdahale endişesi.
Ozan Bey için bu öneri, pratik görünse de iki alarm çaldırır: iş güvenliği ve sorumluluk. Özellikle yurt dışında, “biz hallederiz” cümlesi onun kulağında “sonra hesabı bana sorarlar” diye yankılanır.
2) “Taksi çeviririz, geçeriz” ama kayıt yok yaklaşımı:
- Kiralama şirketine bilgi vermeden aracı bırakma riski.
- Faturasız/kanıtsız ödeme ihtimali.
Taksi fikri doğru olabilir; yanlış olan, bunu prosedürden kopuk sunmaktır. Kayıt, fatura ve bilgilendirme yoksa Ozan Bey’in zihninde bu, kontrol kaybıdır.
3) “Otostop/rasgele çözüm” önerileri:
- Güvenlik ve itibar riski.
- Denetlenebilirlik sıfır.
Zaman kazandırıyor gibi dursa da, garantici yönetici için bu öneriler “marka temsili” ve “kişisel güvenlik” açısından kırmızı çizgidir. İkna etmek yerine paniği büyütür.
[ Dersler ]
Bu senaryodan çıkarılacak uygulanabilir dersler:
(Kurumsal hayat + kriz yönetimi)
1) Prosedürcü yöneticiyi “prosedürden vazgeçmeye” değil, “prosedürü hızlandırmaya” ikna et:
- Yanlış: “Prosedürü boş verelim.”
- Doğru: “Prosedürü başlatalım, paralelde fuarı kurtaralım.”
2) Belirsizliği üç kalemde kapat: kayıt, sorumluluk, kanıt:
- Kayıt: yol yardım bildirimi, kiralama şirketi kaydı.
- Sorumluluk: kim araçta kalıyor, kim fuara gidiyor.
- Kanıt: fatura/e-posta/yazılı onay.
3) Yurt dışı stresinde “kontrol hissi” en değerli para birimidir:
- “Üç seçenek var, en risksizi şu” dili.
Ozan Bey’in kontrolünü elinden alma; ona seçenekleri sıralayıp seçimi ona bırak. Statüsü değiştirilmiyor; karar veren o kalıyor.
[ Sonuç ]
Sonuç:
Kazanan formül: - Prosedürü başlat, kayıt altına al. - Paralel çözüm aç: taksi/ikame araç/yerel servis. - Rol böl: biri prosedürde kalsın, biri fuarı kurtarsın. - Yazılı güvence ve fatura ile riski kapat.
Senin çaban burada “hızlı olmak” değil; hızlı olurken Ozan Bey’i yalnız bırakmamak. Bu tip müdürler zorlayıcıdır ama haksız değiller: Yurt dışında tek bir kontrolsüz adım, aylarca sürecek bir hesap verme krizine dönüşebilir. Sen doğru çerçeveyi kurduğunda, o da rahatlar; fuar da kurtulur.
[ BAŞARILI YAKLAŞIMLAR DÖKÜMÜ ](3 madde)GösterGizle
[ KRİTİK ÇIKARIMLAR ](3 madde)GösterGizle
- [1]Prosedürcü yöneticiye karşı en güçlü ikna dili, “kayıt altına alınmış hız”dır.
- [2]Yurt dışında kriz anında kontrol hissini artıran şey yazılı onay, fatura ve net sorumluluk dağılımıdır.
- [3]Tek bir çözüm dayatmak yerine paralel plan kurmak bekleme süresini fiilen sıfırlar.

